Gelip kalem'e dokunan hayal ürünü cümleler vardır, işte bunlar onlar...

19 Eylül 2011 Pazartesi

Bir Ömür Yalnızlık


Yalnızlık kalıbına uydurulacak yeni şeyler söylememi isteselerdi, 'kendi kendine yetebilen insan' derdim en başta. Çünkü aslında kendi kendine bir çok yönden yeten insan yalnızdır. Bu gerçeğin farkında olmayanlar da farkedecektir. Tercihli olarak veya mecburi farketmez, sonuç itibariyle yalnızsak ve en kötüsü de 'yalnız' hissediyorsak kendimizle iyi geçinmeyi öğrenmişizdir. Kendisiyle geçinemeyen yalnızlığı sevmez de katlanamaz da...

Kendisiyle sorunları olan insanlar daha fazla ilgi duyulma, aranma, sorulma, birilerinin ona ihtiyaç duyması isteği gibi durumlarla boğuşabilir mesela. Bunlardan hiçbirine ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız siz mükemmelsiniz demektir. Çünkü aciz insanoğlu bu sayılanlara bazen adeta muhtaçtır. Üzgünken aranmaya, sorulmaya, ilgiye kim ihtiyaç duymaz ki? Ya da başımızdan kötü bir şey geçtiyse.

Kötü anları bir tarafa bırakacak olursak sevinçli anlarımızda da illa birileriyle paylaşmak, anlatmak, o anı çoğaltmak yaymak isteriz. Ve bunu yapmak için etrafında hiç kimseyi bulamayan insan yalnızlık boşluğuna düşmüştür. Ha bir de şu var ki bazı yalnızlık çeşitleri vardır ve onları biz inşa ederiz. Mesela arkadaşsız, ailesiz, akrabasız bir insan düşünemiyorum. Birinden biri olmasa bile öteki vardır. Ve en kötü ihtimalle bile insanın en az bir tane arkadaşı vardır değil mi? Bunları görmezden geldikçe daha da yalnızlaşıyoruz. Aslında biz hayatımızın belli bölümlerinde bizlerle olan, tamamen bize ait olamayan sadece yanımızda zaman zaman bulunan insanlarla iletişimdeysek kendimizi yalnız sayabiliyoruz. Çünkü bazen birilerinin yanında olmaktan ziyade birilerinin hayatına ait büyük bir parça olmak istiyoruz. Birisi için vazgeçilmez, unutulmaz, her daim aklında, kalbinde duran önemli bir parça olmak istiyoruz belki de. Bunları düşündükçe şu yalnızlık denen şeyin farkına varıyoruz mesela...

Oysa insan birisinin hayatına tamamiyle ait olamaz. Ruh eşini bulduğunu düşündüğü ve onsuz adım atmadığı zamanlarda bile, o kişi dışında da bir hayatı vardır, bunu farketmese de. Karşısındakinin de hayatında önemli diyebileceği bir çok an ve kişi mevcuttur. Ve birbirini hayatının merkezi, tek odak noktası haline getirenler bu konuda yanılırlar. O insanın ailesi, zaman ayırması gereken dostları, belki bir işi belki bir okulu vardır. Merkez olmayı hak edecek şeyler olmasa da büyük ölçüde önem taşırlar.

Yani beraberinde yaşadığımız şu yalnızlık doğuştan beri bizi takip eden bir arkadaştan fazlası değildir. O hep ama hep oradadır. Sadece diğer insanlar gittiğinde sizinle daha fazla ilgilenir. Kafanızı daha fazla allak bullak eder. Ama gelenler gidenler onu görünmez gibi kılsa da yalnızlığıyla dost olmuş hatta onu sevmiş kişiler, yeni biriyle, çok önemli biriyle tanışsalar bile o kadim dostu unutamazlar. Zaman zaman tekrar onunla vakit geçirmek isterler. Bu kafa dinlendirici, insanı kendine döndüren, düşünmesine yardımcı olan bir haldir. Yalnızlık insanları terketmez aslında, sadece biz onu bazen geri plana iteriz, bazen ona katlanırız. Ama onu arkadaş edinmeyi öğrenmişsek, kendimizle iyi geçinebilen, kendimize yeten, yalnızlığımızla dost olabilmiş biri oluruz ve başarırız zor olan her şeyi..

Kısacası yalnızlık aslında ömür boyudur ve bunun farkında olamadıkça kendimizi kandırırız...


E. Akman


2 yorum:

  1. mükemmel bir yazı tam anlamıyla muhteşem kalemin güçlenir inşallah yazılarının devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. en son eylulde yazmissin devam etmicekmisin yazilarina ben simdi izleyicn oldum..umarim iyisindir bisey olmamistir ve yazilarina devam edersin..

    YanıtlaSil